Blog

Cazin Gelisimi

Tarafından eklendi:

CAZ

Oncelikle “Jazz” muzigini kisaca incelemek gerekirse ki Turkce’de okundugu gibi “Caz” olarak da kullanmakta ben hic bir sakinca gormuyorum, yirminci yuzyilin baslarinda Amerika Birlesik Devletler’inde sekillenmis, cogunlukla Afro-Amerika’lilarin ve Yahudilerin olusturdugu, fakat icine zamanla hemen hemen her kulturun ve muzikal disiplinin dahil oldugu, genelde kucuk ve buyuk gruplarca icra edilen, sarki ve dogaclamalarin yer aldigi, cok kapsamli bir muzik turudur.

Sekillenmeye basladigi ilk yillara bakarsak eger muzikal olarak icinde barindirdigi en belirgin ozellikler sunlardir:

-Yenilik arayisi.
-Dogaclama.
-Armonizasyon.
-Swing ritmi.
-Blues

Gectigimiz yuzyil icerisinde Caz’in bircok alt basligi olusmustur, tipki diger klasik muzik turleri gibi. Zamanin akisiyla Caz da bir yerlerden beslenmis ve bir yerlere dogru gitmistir. Yukarida saydigim unsurlara ilaveler yapilarak yeni Caz turleri olusmustur. Bugun Caz kelimesinin onune veya arkasina cesitli isim ve sifatlar getirilerek onlarca muzik turu isimlendiriliyor. Caz aslinda hicbir zaman tam olarak degismiyor, tipki Klasik muzik gidi buyuyor, ve gelisiyor.

Caz tarihi hakkinda soyleyecek cok sey var benim yazmama gerek yok cunku internet’te yuzlerce kaynak var, fakat olusumu acisindan sunu belirtmek isterim; bu muzik turu de diger muzik turleri gibi tek bir kisi tarafindan icat edilip gelistirilmedi. Donemin sartlari icerisinde ayni enerjiyi hisseden insanlar tarafindan olusturuldu. Cunku bir ihtiyacti tesaduf veya zorlama degil. Bu sayede cok yayildi, populer oldu ve cok hizli bir sekilde gelisti, hala daha gelismeye devam ediyor.

Caz muzigindeki bu gelismelerin ve ekollerin en belirginleri;

– ’30larda “Manouche Jazz” olusumu (Fransa’da Django Reinhardt, Stephane Grapelli onderliginde)
– ’40larda “Bebop” olusumu (Charlie Parker, Dizzy Gillispie, Max Roach, Kenny Clark, Thelonious Monk, Charlie Christian onderliginde)
– ’40 ve ’50lerde “Latin Jazz” olusumu (Mario Bauza, Machito, Dizzy Gillispie, Stan Kenton, Antonio Carlos Jobim, Stan Getz, Tito Puente onderliginde)
– ’50lerde “Cool Jazz” olusumu (Chet Baker, Miles Davis, Gil Evans, Lee Konitz, Gerry Mulligan onderliginde)
– ’60larda “Modern Bop” ve “Free Jazz” olusumlari (Miles Davis, Wes Montgomery, Bill Evans, John Coltrane, Jim Hall, Ornette Coleman, Charles Mingus onderliginde)
– ’70lerde “ECM” olusumu (Keith Jarret, Gary Burton, John Abercrombie, Jack De Johnette, Ralph Towner, Jan Garbarek, Terje Rypdal, Dave Holland, Eberhard Weber vs.)
– ’70lerde ve ’80lerde “Jazz Rock” olusumu (Allan Holdsworth, Gary Burton, Chick Corea, Herbie Hancock, Miles Davis, John Mclaughlin, Al Di Meola, Weather Report vs.)
– ’70lerde ve 80’lerde “Smooth Jazz” (Pop Caz) olusumu (David Sanborn, George Benson, Pat Metheny, Earl Klugh, Bob James, Joe Sample, Al Jarreau, Lee Ritenour vs.)
– ’90larda “Acid Jazz” ve “Nu jazz” olusumu (St. Germain, Bugge Wesseldorf, Erik Truffaz, Aydin Esen, Nils Petter Molvaer, Jaga Jazzist, Jazzanova, E.S.T. vs.)

Ilk Caz albumunun 1917 yilinda Amerika’da kaydedildigini dusunursek, yukarida da gordugumuz gibi Caz da diger hersey gibi evrim gecirmis ve yeni turlere gebe kalmistir. Yukaridaki isimler bu donemler icerisindeki olusumlarda ornek urunler vermis ve yenilikci yaklasimlarda bulunarak kendi stillerini yaratmis isimlerdir, kimisi yalnizca bizim duyduklarimizin bi kismidir. Burda sayfalara sigdiramayacagimiz nice muzik adamlari ve muzik gruplari katkida bulunmustur Caz’in gelismesine ve yeni muzikal fikirlerin ortaya cikmasina. Bu sanatcilarin arasinda hemen hemen her irktan her renkten insan olmustur, kendilerini farkli sekillerde ifade etmislerdir fakat tek bir cati altinda toplayacak olursak sunu soyleyebiliriz; hepsi muzikal olarak bir yerlerden beslenmis fakat kendi seslerinin pesinden gitmis yenilikci, oncu, yani ‘avangart’ muzisyenlerdir. Bugun avangart muzisyenler/gruplar Caz ve baska bircok farkli muzik disiplinlerini harmanliyor veya eski olusumlari kendilerince yorumluyorlar.

Gunumuzde birakin tum Muzik turlerini, sadece Caz turevlerini kategorize etmek bile cok zor bir hal almistir. Caz turleri olarak onlarca alt baslik olusmustur. Bu basliklar arasinda fazla bilinmese de Turk Caz’i da vardir. Ilk denemeler 1959 yilinda Newyork’ta Erdogan Capli tarafindan yapilmis, daha sonra Okay Temiz, Ozdemir Erdogan, Erkan Ogur, Asia Minor (grup) ve baska Turk muzisyenler tarafindan da cesitli denemeler yapilmistir, fakat bir ekol haline donusmemistir..

TURK CAZ

Turk Caz kavrami, milliyetci bir yaklasim olarak algilanmamali. Yani Turk’lerin caldigi Caz anlamina gelmemeli. Her muzisyen ozgur olarak, kendini en iyi ifade ettigi tarzda urunler vermelidir. Nasil ki her Brezilya’li veya Kuba’li muzisyen Latin Caz yapmiyorsa, her Fransiz Manouche Caz calmiyorsa, Dunya’nin her yerinden her tarzda urunler veren muzisyenler cikabilir. Muzisyenleri bulunduklari ulkelere gore kategorize edemeyiz. Ancak yapilan muzigin muhteviyatinda bolgesel ve kulturel renkler bulunuyorsa, muzisyen var olan bir ekol’un pesinden gidiyorsa bir kategori belki soz konusu olabilir.

Turkiye’de de diger bircok ulkede oldugu gibi Caz’in bir ekolunu benimsemis, ve belli tarzlarda calismalar yapmis cok basarili Caz muzisyenleri vardir; Tuna Otenel, Neset Ruacan, Imer Demirer, Sibel Kose gibi, “Bebop-Cool-Modern Bop” ekollerinin basarili yorumcularidir. Aydin Esen “Nu Jazz-Electronic Jazz-Free Jazz” ekolleriyle kategorize edilebilecek cok degerli eserler uretmistir. Fakat hic biri Turk Caz kavramina ornek degillerdir. Yukarida da belirttigim gibi Turk Caz’i milliyetci bir yaklasim gibi algilanmamali. Muzigin milliyeti olmaz!

Peki nedir Turk Caz’i?

“Turk Caz” kavramindan kasit bugun Turkiye olarak nitelendirilen topraklarda olusmus dogaclama usluplarini, zengin ritmik yapisiyla, armonize ederek, yenilik arayisiyla gelistirmek ve yeni eserler vermektir. Buna isterseniz “Anadolu Caz” veya “Etno Caz” veya “Modal Caz” diyebilirsiniz. Tek bir yol olmadigi gibi kombinasyonlar da oldukca fazladir. Ilk bolumde saydigim Caz’in ilk yillarindaki en belirgin ozellikler de zamanla degistirilerek farkli turler ortaya cikarilmistir. Bugun icerisinde “yenilik arayisi”, veya “dogaclama”, veya “armonizasyon”, veya “swing”, veya “blues” olmayan bircok album Caz kategorisinde degerlendirilebiliniyor. Caz’in ne oldugu tartisiliyor. Fakat Caz’in ilk olustugu yillardan gunumuze kadar gelen surecine baktigimiz zaman, cok farkli muzik disiplinleriyle kaynastirildigi ve bunda da basarili olundugunu goruruz, dolayisiyla Latin Caz, Cool Caz, Manouche Caz, Acid Caz ve benzeri onlarca Caz tarzi bugun butun Dunya’da kabul goruyorsa, bu Turk Caz diye bir olusumun da olabilecegini bizlere isaret eder. Bunu isimlendirmek cok muhim de degildir aslinda isimler zamanla sekillenir, “Jass” zamanla “Jazz”, “Rebop” zamanla “Bebop” olmustur, onemli olan belli bir muzikal ekolu olusturmaktir.

Ulkemizde ne yazik ki, Caz muzisyenleri bu cografyadaki muzikal gelenekleri pek bilmediginden, Turk Muzikci’leri de diger ulke muzikleri ve “Armonizasyon” bilmediklerinden, gercek manasiyla bir Anadolu veya Turk Caz ekolu olusmamistir. Ayrica muzisyenlerin buyuk bir kismi gruplasmis ve birbirlerinden faydalanmak yerine, birbirleriyle alay etmislerdir. Cok kulturlulugumuzu avantaj yerine dezavantaj’a donusturmusuzdur. Burda en onemli nedenler tabii ki egitim ve maddi olanaksizliklar. Turkiye’de hala daha Turk Caz’ina ornek urunler verebilecek ogrenciler yetistiren bir okul/akademi yoktur, Turk Caz’i calinan bir sahne yoktur.

Muzisyenlerin fikir alisverislerinde bulundugu ortamlar yaratilmali ve bir cok yonuyle yenilikci muzik egitimi verilen okullar acilmalidir ki ekoller kolayca takip edilsin, yayilsin ve kendini kabul ettirsin. Fakat bunlarin hepsinden once bu muzigi duyan ve hisseden muzik adamlarinin onculuk etmesi gerekir. Bence bu ihtiyacin farkinda olup onculuk etmek bu sanatcilarin birinci gorevidir. Turkiye’de ve Dunya’da bu bir ihtiyactir, insanlarin yeni fakat kendilerine cok uzak olmayan muzikler dinlemeye ihtiyaclari vardir. Yeni fakat kendimize cok uzak olmayan muzikler burdadir, fazla uzaklarda aramaya gerek yok. Bu cografyaya miras kalmis olan, dans parcalari, klasik eserler, agitlar, semailer, pesrevler, uzun havalar, oyun havalari, turkuler vs. modernize edilmeyi bekleyen binlerce motif, binlerce eser vardir. Hep soylenir Turk muzigi cok zengindir, buyuk kulturel mirasimiz vardir diye fakat gorunen o ki hicbir Caz muzisyeni bu mirasi gorememis veya uzerine bir tas koymamistir.

Genelde cok yaygin olan bir kani vardir, Turk muziginin armonize edilemeyecegine dair. Tamamen yanlistir! Turk muzigi ve yer yuzundeki baska herhangi bir ses armonize edilebilir, yeniden yorumlanabilir, ve hatta deforme edilerek yeni parcalar yaratilabilinir. Turk muzigindeki mikroton’lar yani koma’lar da armonize edilebilir, veya mikroton’lar tampere (bati duzeni) sistemine gore en yakin sese cekilip armonize edilir. Hatta armoniler aktarilmak istenen duyguya gore tonal veya atonal de olabilir.

Bu anlattiklarimi hemen hemen herkes biliyordur, belki de kimileri ben yaptim, ben yapiyorum diye haykiriyordur su an icinden..Fakat Turk Caz’indan bahsedeceksek eger, isin icerisinde mutlaka yenilik arayisi, dogaclama ve grupla interaktif calim olmalidir. Muzisyen ornegin “uzun ince bir yoldayim” isimli turkunun melodisini armonize/aranje edip caliyorsa ve sonra takiben Miles Davis’in albumunden firlamiscasina bir dogaclama solo caliyorsa buna Turk Caz’i diyemiyoruz. Dogaclamalar tamamen melodinin icinden cikan, melodiye ve armoniye yakin, yani bir butun olusturacak sekilde samimice yapilmalidir. Samimiyet’ten kastim, Caz muzisyenlerinin “to Swing/swing etmek” veya “groove etmek” diye tabir ettikleri, Turk muzisyenlerin “duygulu” “hisli” veya “uyumlu” diye tabir ettikleri, gercekten tum bilincinle inanarak calmaktir. Ayrica melodi ve solo calarken diger grup elemanlariyla fikir alisverisinde bulunarak fikirleri zenginlestirmek, grup icerisinde birbirine surprizler yapmak, atismak vs. hep Caz’in geleneginde olan unsurlardir.

Su an icin Turk Caz’indan bahsetmek fazla soyut bir kavram gibi gozukse de, kafa karisikligina neden olmamak icin orneklerle nasil birsey oldugunu veya olmadigini kendimce analiz ederek anlatmaya calisacagim.

Husnu Senlendirici: Bugun Turkiye’de Roman Caz’i calabilecek yegane isimlerden biridir bence, fakat “Form” ve “Armonizasyon” gibi Caz’in en onemli unsurlarindaki yetersizliginden, yaptigi muzigi Caz kategorisine koyamayiz.
Burhan Ocal: Trakya all stars ile yaptigi muzikte hicbir Caz unsuru yoktur. Girecegi kategori “Etnik-Cingene” muzigidir.
Mercan Dede: Armonizasyon yok, grup ile interaktif calim yok, yenilik arayisi yok, dogaclama yok. Caz kategorisinden ziyade “World Music” uygun olabilir.
Ilhan Ersahin: Yaptigi muzik kesinlikle Caz. Fakat Turk Caz’i diyebilmek icin caldigi sololardaki duygunun Anadolu menseili olmasi gerekir. Bu topraklardaki dogaclama usluplarindan beslenmesi gerekir, bu havayi koklamasi, yasamasi gerekir ki Turk Caz’i diyebilelim.
Aydin Esen: Avangart bir muzisyen olan Aydin Esen kendi yaptigi muziklerde sadece Turk degil baska kulturlerden de kacinmis, muzigini transparan adeta hissiz bir sekilde olusturmustur. Yaptigi muzikleri “Nu Jazz” veya “Fusion” olarak nitelendirebiliriz.
Tuna Otenel: Klasik Caz yorumcusudur, herhangi bir yenilik arayisindan ve Turki yaklasimlardan uzaktir.
Erkan Ogur: Turk Caz’ina verebilecegimiz yegane ornektir. “Bir Omurluk Misafir” albumu cesitli denemelerle doludur, Aydin Esen’le Duo olarak caldiklari “Sis” isimli parca (her ne kadar yunanli bir besteciye ait olsa da) Turk Caz’ina verebilecegim orneklerdendir. Ayni albumdeki “Mor Daglar” da en azindan Turk Caz’i neye benzer sorusuna cevap olarak gosterebilecegimiz bir ornektir.
Kamil Erdem: Turk Caz’ina ornek olarak gosterebilecegimiz calismalar yapmistir fakat bir istikrar ve yenilik arayisi olmadigi icin cok ilgi gormemistir.
Buzuki Orhan Osman: Cok az da olsa bir kac deneme yapmistir. Fakat genel olarak yaptigi muzik Turk Caz’ina bir ornek degildir.
Kerem Gorsev: Tipki Tuna Otenel gibi Klasik Caz yorumcusudur, Turk Caz ile hicbir alakasi yoktur.
Onder Focan: Kendi roportajinda Turk Caz diye bir sey olmadigini belirten Klasik Caz yorumcusudur.
Cenk Erdogan: Ilk albumu, Turk Caz’ina ornek olarak gosterebilecegimiz yeni bir calismadir.
Sarp Maden: Son albumu “Ardindan” Turk Caz’ina verilecek ornek albumlerden biridir, keman’da Adnan Karaduman ile basarili denemeler yapmislardir.
Julide Ozcelik: Ilk albumu “Jazz Istanbul” Turk Caz’i adina iyi bir denemedir. Bu albumun muzik direktorlugunu gitarist Cem Tuncer yapmistir.
Hasan Cihat Orter: Turk Caz’i adina denemeleri olmustur fakat istikrar olmadigi icin bir ekole donusmemistir.
Goksel Baktagir: Yaptigi muzikler Turk Muzigi adina cok onemlidir bence, fakat muziklerinde dogaclama pek olmadigindan Caz kategorisine koyamayiz.
Fazil Say: Klasik muzik disipliniyle yetismis olan cok degerli bir piyanist, fakat muziklerinde dogaclama olmadigi icin Turk Caz ile bir ilgisi yok.

Yukarida ornek verdigim muzisyenlerin hepsi album yapan muzik ureten isimlerdir, o yuzden yanlis anlasilmasin hepsi cok degerlidir bu manada. Negatif hicbir elestirim yok, yaptigim sey tamamen muzik analizidir. Gunumuzde muzik yapan taninmis isimler olduklari icin bu ornekleri verdim, genel muzik dinleyicilerinin ne demek istedigimi daha iyi anlamalari adina.

Simdi biraz daha acacak olursak eger, benim olusmasini istedigim, bekledigim ve gayret gosterdigim ekol sudur: (ismine Turk Caz veya ne derseniz deyin)

Uslup, tavir, usul, fikir, anlayis, hissiyat olarak Turk-i denebilecek (veya dogu kulturunun icinden) olan melodi ve ritmleri dogal ve bilincli bir sekilde armonize etmek, bu anlayista yeni besteler yapmak. Bu parcalarin icerisine mutlaka dogaclamalar koymak fakat, tonal. modal, atonal gibi farkli yaklasimlari kaynastirarak Turk muziginde genelde bir veya iki makamla yapilan dogaclamalarin sikiciligindan kurtulmak. Bu muzikleri interaktif bir sekilde grupla calarak fikirleri sahnede o anda gelistirmek, atismak. Muzigi belli kaliplardan koparabilecek cesaretle, dogaclamalarda dinamik olarak yukselmek, alcalmak, tansiyon olarak germek ve cozmek. Surekli yenilik arayisinda olmak ve daha onceki Amerikan geleneklerinde kullanilan melodi kaliplarindan (chops) kacinmak. Turk muziginde pek gelistirilmemis olan uzak intervalleri kullanmak, kromatik yaklasimlari kullanmak, ve bunlari sik kullanilan Rast, Nihavend, Kurdi, Usak, Hicaz, Segah, Buselik, Cargah gibi makamlar uzerinde kullanmak. Tek bir turku icerisinde birden fazla tonal merkez yaratmak, birden fazla makam kullanmak, ve dogaclamalarda turkunun melodisi, armonik yapisi, formu ve beraber caldiginiz muzisyenlerle bir butunluk olusturacak dogaclamalar calmak.

Ayrica Turk Caz’ina en cok yakisan enstrumanlar bence sunlardir:

Kontrbas, Keman, Viyola, Cello, Vokal, Perkusyonlar, Davul, Akustik Gitar, Perdesiz Gitar, Bas Gitar, Perdesiz Bas, Ud, Elektro Baglama, Klarnet, Soprano Saksafon, Klavye, Tanbur ..

Bilal Karaman.

08/01/2011

Comments

Yorumlar

Add a Comment